Rumeli Hisarı (Boğazkesen Hisarı olarak da bilinir), İstanbul’un Sarıyer ilçesinde Boğaziçi’nde bulunan ve bulunduğu semte adını veren hisar. Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden önce Boğaz’ın kuzeyinden gelebilecek saldırıları engellemek için Anadolu yakasındaki Anadolu Hisarı’nın tam karşısına inşa ettirilmiştir. Burası boğazın en dar noktasıdır. Mekanda uzun yıllar boyunca Rumeli Hisarı Konserleri düzenlenmiştir.

Sarıyer, İstanbul’da bulunan Rumeli Hisarı, 30 dönümlük bir alanı kapsamaktadır. Anadolu Hisarı’nın karşısında İstanbul Boğazı’nın 600 metrelik en dar ve akıntılı kısmında inşa edilmiş bir hisardır. 90 gün gibi kısa bir sürede tamamlanan hisarın üç büyük kulesi, dünyanın en büyük kale burçlarına sahiptir.

Rumeli Hisarı’nın adı Fatih vakfiyelerinde Kulle-i Cedide; Neşri tarihinde Yenice Hisar; Kemalpaşazade, Aşıkpaşazade ve Nişancı tarihlerinde Boğazkesen Hisarı olarak geçmektedir.

             Beyoğlu’nun alt tarafında yer alan Azapkapı, Tophane ve Galata Kulesi’nin arasında kalan bölge olarak tarif edilen Galata, dar sokakları, arnavut kaldırımları, sokaklarına süzülen deniz kokusu ve canlılığıyla İstanbul’un tarihi ve kültürel semtlerinden biridir.

            Galata denilince akla ilk gelen Galata Kulesi’dir. Galata Kulesi, İstanbul‘un Beyoğlu ilçesinde, Galata semtinde bulunan ve şehrin en gözde yapılarından biridir. 528 yılında Bizans İmparatoru Anastasius tarafından fener kulesi olarak inşa ettirilmiştir. İstanbul’un en önemli sembollerinden olan kule, her gün yüzlerce misafirini ağırlıyor. İstanbul’un tarihi ve kültürel güzellikleriyle dolu yarım adasında yıllara kafa tutan yapılardan biri olan Galata Kulesi, tüm ihtişamıyla 528 yılından bu yana İstanbul’a kuş bakışı bakmaya devam ediyor. Türkiye’ye gelen turistlerin gözdesi olan Galata Kulesi, en tepesinden İstanbul’u seyredenlere doyumsuz anlar yaşatıyor. Galata Kulesi’ne çıkan yerli ve yabancı turistler çıkarak özgürlüğün tadını burada fotoğraf çekerek çıkarıyorlar. 

             Dünyanın en eski kulelerinden biri olma özelliğiyle öne çıkan Galata Kulesi,  IV. Haçlı Seferi‘nde (1204) büyük ölçüde tahrip edildi.  Yığma taşlar kullanılarak 1348 yılında “İsa Kulesi” ismiyle Cenevizliler tarafından tekrar yapılarak, şehrin en gözde yapılarından biri olmuştur.

             Geçmişten günümüze kadar birçok badireler atlatan kule, tarihsel dokusunu muhafaza edilebilmiştir.  İstanbul’un gözde simgelerinden biri haline gelen Galata Kulesi, kamando merdivenleri, tarihi camileri, sinegogları, kiliseleri, hanları, hamamlarıyla İstanbul’un ev sahipliği yaptığı medeniyetlerin adeta yaşayan belgeseli gibidir. Bugün hala İstanbul’un en çok ziyaret edilen mekanlarından biri olan Galata, insanların vazgeçilmez semtlerinden biridir.

 

 


Kız Kulesi, hakkında çeşitli rivayetler anlatılan, efsanelere konu olan, İstanbul Boğazı’nın Marmara Denizi’ne yakın kısmında, Salacak açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır.

Üsküdar’ın sembolü haline gelen kule, Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir. MÖ 24 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile birleştiği yerde küçük bir ada üzerinde kurulmuştur. Bazı Avrupalı tarihçiler buraya Leander Kulesi derler. Kule hakkında pek çok rivayetler bulunmaktadır. Evliya Çelebi kuleyi şöyle tarif eder:

“Deniz içinde karadan bir ok atımı uzak, dört köşe, sanatkarane yapılmış bir yüksek kuledir. Yüksekliği tam 80 (seksen) arşındır. Sathı mesehası iki yüz adımdır. İki taraftan kapısı vardır.”

Bugün görülen kulenin temelleri ve alt katın önemli kısımları II. Mehmed devri yapısıdır. Kulenin etrafındaki sahanlık geniş kaplanmıştır. Üstündeki madalyon halindeki bir mermer levhada, kuleye şimdiki şeklini veren Sultan II. Mahmud’un, Hattat Rasim’in kaleminden çıkmış 1832 tarihli bir tuğrası vardır. Kulenin Eminönü tarafı daha genişçe olup burada bir de sarnıç vardır.

İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada Bizans döneminde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise gösteri platformundan, savunma kalesine, sürgün istasyonundan, karantina odasına kadar birçok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara, geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir. Geçmişten geleceğe en çok da düşlere yol göstermektedir Kız Kulesi. Kız Kulesi 2000 yılında restore edilerek, artık çatal-bıçak seslerinin duyulduğu bir mekân haline dönüştürülmüştür. Kız kulesine ulaşım Salacak ve Ortaköy’den sandallarla yapılmaktadır.

Çok eski tarihi geçmişi olan Kız Kulesi, bir zamanlar, Boğazdan geçen gemilerden vergi alınmak maksadı ile kullanılmıştır. Kule ile Avrupa Yakası boyunca büyük bir zincir çekilmiş ve gemilerin Anadolu Yakası ile Kız Kulesi arasından geçişine (o zamanlar gemi boyutları küçük olduğu için geçebilmekteydi) izin verilmiştir. Bir süre sonra Kule, zinciri taşıyamamış ve Avrupa Yakasına doğru yıkılmıştır. Kuleden suyun içine bakıldığında yıkıntıları görülmektedir.

Antik Çağ’da Arkla (küçük kale) ve Damialis (dana yavrusu) adları ile anılan kule, bir ara da “Tour de Leandros” (Leandros’un kulesi) ismi ile ün yapmıştır. Şimdi ise Kız Kulesi ismi ile bütünleşmiş ve bu ismi ile anılmaktadır.